SINIFTA ÖĞRENME ORTAMI OLUŞTURURKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİZ?

0
2245

Değerli Okurlarım,

Öğretmenler olarak gerçekten harika bir mesleğimiz var. Düşünsenize; insanları değiştirebilme gücüne sahibiz. Bu sihir gibi bir şey. Yeter ki doğru yöntemi uygulayalım ve sabırlı olalım. Zamanla karşımızdaki kişi doğru seçimi yapacak ve kendisini değiştirecektir.

Bir öğretmene mesleğini hiçbir şey öğrencisinin olumlu yönde kendisini değiştirdiğini görmek kadar sevdiremez. Daha iyi bir sınıf yönetimi sağlamak için uyguladığımız yöntemler, oluşturduğumuz sınıf kuralları hatta hazırladığımız ders planları … Aslında hepsinin ortak amacı bu: Öğrencilerimizin kendilerini hem akademik hem de davranış olarak geliştirmelerine katkıda bulunmak. Eğer bu görevimizi başarıyla tamamlayabilirsek öğrencilerimiz sınıf içerisinde biz öğretmenlerin rehberliğinde elde ettiği becerileri, kazandıkları olumlu davranışları sınıf dışındaki yaşamlarında da uygulayabileceklerdir. İşte tam bu noktada öğrencilerimizin hayatına gerçekten dokunmuş oluyoruz. Bu nedenle öğrencilerimize nasıl bir öğrenme ortamı sunduğumuz çok önemli.

Derslerimizde öğrencilerimizin birbirlerine karşı saygılı oldukları, derse tam olarak katıldıkları, sınıf kurallarına uydukları, kendilerini geliştirmeye ve öğrenmeye odakladıkları bir öğrenme ortamı oluşturmak isteriz. Bu öğrenme ortamını öğrencilere sunabilmek için çeşitli yöntemler uygulanabilir. Bu yöntemlerin arasından doğru olanın hangisinin olduğunun farkında olmak çok önemlidir çünkü her ne kadar bu yöntemler aynı amaçla uygulansada hepsi aynı sonucu doğurmayabilir.

Uygulanan yöntemlerden birinin “öğrenciye +1 ve -1 vermek” olduğunu düşünelim. Mesela sınıfta öğrencilerin birbirine saygılı olduğu bir ortam oluşturmak isteyen bir öğretmenin sınıfta el kaldırarak derse katılan A öğrencisine ödül olarak +1; derste arkadaşıyla alay eden B öğrencisine ceza olarak -1 verdiğini düşünelim. Belki bu yöntem B öğrencisinin belli bir süre için arkadaşıyla alay etmesini önleyecektir ama B öğrencisinin arkadaşlarına karşı saygılı olması yönünde kendisini değiştirmesine yardımcı olmayacaktır. Hatta belki de B öğrencisi okul çıkışı serviste kendisine +1 veya -1 veren öğretmeni yanında olmadığı için arkadaşlarıyla alay etmeye devam etmeyecektir. Biraz daha geriye gidip sınıf ortamına geri  dönelim. B öğrencisinin sınıfta arkadaşlarıyla alay etmesini durduğumuz süre içerisinde öğrenci derse katılacak mı yoksa sadece sessiz bir şekilde oturacak mı? Sonuçta öğrencilerimizin sınıfta derse katılmadan sessiz sakin bir şekilde oturmalarını istemeyiz.

Sınıfımızda 2 öğrenci olmayacağı için bu yöntemi 2 kişiye değil de 20 kişiye uyguladığımızı düşünelim. Zamanla  öğretmen – öğrenci arasında aşağıdakilere benzer diyaloglar geçebilir:

Öğrenci: Öğretmenim arkadaşım sizi dinlediği için ona +1 verdiniz ama bana vermediniz.

Öğretmen: … (Sessizlik çünkü çocuk hakkını arıyor, haklı aslında)

Öğrenci: Öğretmenim arkadaşım gülmek istemedi onu ben güldürdüm bana -1 verin, arkadaşıma vermeyin.

Öğretmen “aferin dürüst bir öğrencisin al sana +1 diyebilir” veya iki öğrenci birden -1 alır.

Öğrenci: Öğretmenim şimdi sessiz dursam bana +1 puan verir misiniz?

der ve +1 puan alır. Sonra öğrenci tekrar konuşmaya başlar -1 alır, tekrar sessiz durur +1 alır, tekrar konuşmaya başlar -1 alır ve bu hikaye sonsuza kadar böyle sürüp gider ! Öğrencinin gelişimine olan katkısı “0”. 

Öğrenci:  Öğretmenim bakın öğle arasında sessizce matematik çalışıyorum. 

der ve +1 puan alır. 

5 dk sonra öğretmen iç çeker çünkü öğretmenler odasında kahve içerken odanın penceresinden aynı öğrenciyi okul bahçesinde telefonunda oyun oynarken görür. 

Sonuçta sınıfta varılan noktayı düşünürsek aslında bu yöntemin öğretmenin amacına ulaşmasını sağladığını söyleyemeyiz. Bunun nedeni bu yöntemin öğretmene öğrencinin neden ders esnasında kurallara uygun bir davranış sergilemediğine dair bir bilgi vermemesi ve öğrencinin de sınıf kurallarını içselleştirememesidir. Yani öğrenci doğru bir seçim olduğunu düşündüğü için değil +1 puan alabilmek için kısa süreliğine kurallara uyuyormuş gibi davranıyor. Bu sistem ortadan kalktığı anda ise öğrenci arkadaşıyla alay etmeye devam ediyor.

Bu nedenle görevimizi başarıyla yerine getirebilmek için merkezinde ödül ve ceza sistemi olmayan öğrencilerin gösterdiği olumlu davranışları öne çıkararak ve pekiştirmelerini sağlayarak isteğimize uygun bir öğrenme ortamı yaratmaya çalışmalıyız. Eğer bir öğrenci dersimizde uygun olmayan bir şekilde davranıyorsa inanın onu böyle davranmaya iten çok önemli sebepleri vardır. Biz öğretmenler olarak bu sebebi ortadan kaldırabilirsek veya öğrencinin bu sebeple baş etmesine yardımcı olabilirsek o zaman öğrencinin davranışına ilişkin olumlu sonuçlar elde edebiliriz. Bu da matematikteki başarısına yansıyacaktır.

Matematik öğretmeni olarak en çok karşılaştığım nedenlerden biri öğrencinin matematikte iyi olmaması ve asla da matematikte başarılı olamayacağına inanması. Örneğin öğrenci konuyla ilgili derse katılacak bilgisi yeterli olmadığı için ders esnasında sıkıldığından dolayı arkadaşlarını güldürmeye çalışabilir. Küçük gruplara yönelik matematik eğitimi (Güdümlü Matematik) sınıfınızda her seviyedeki öğrencinin ihtiyacına yönelik eğitim sunmayı sağladığından dolayı harika bir yöntem. Bu yöntemle bu durum aşılabilir.

Öğretmen olarak sınıfta ders boyunca gözümüz tüm öğrencilerin üzerinde olmalıdır. Özellikle derste doğru seçim yapmadığı için sınıf kurallarına uygulamakta başarısız olan öğrencileri çok dikkatli takip etmemiz gerekir. Bu sadece o öğrencilere sınıf kurallarına uymadıkları zaman müdahale etmek için değil yapacakları en ufak doğru şeyi yakalamak için de olmalıdır. Bu anı yakaladığımız an öğrenciye bunu fark ettiğimizi gösterelim. Ben böyle bir anı yakaladığım zaman bunu öğrenciye sözlü bir şekilde ifade ediyorum veya öğrencinin kendisine teşekkür maili atıyorum. Mesela “Ali soruyu çözmek için uğraşman senin kendini geliştirmen yönünde önemli bir atım attığını gösteriyor.” veya “Sınıfta devamlı tartıştığımız gibi matematik becerimizi geliştirmek için hata yapmaktan korkmadan, vazgeçmekten denememiz gerekir. Bugün derste problemleri çözmeye çalıştığı için teşekkür ederim.” gibi.

Öğrenciler sınıfa ait olduklarını hissetmedikleri zaman da sınıf kurallarına uymayabilirler.  Sınıf kurallarına uymamaya eğilimli olan öğrencilere sınıfta çeşitli görevler vererek bu öğrencilerde aitlik duygusunu uyandırabiliriz. Benim kullandığım yöntemlerden biri bu öğrencileri “günün matematik öğretmeni” yapmak.  O öğrencinin kendisi veya benim yardımımla problemi doğru çözdükten sonra sınıfta gezip arkadaşlarının çözümlerini kontrol ediyor, problemi çözemeyenlere doğru çözüm yolunu anlatıyor. Bunu kesinlikle denemenizi tavsiye ederim. Öyle bir an geliyor ki bu öğrenci sınıfta en yüksek notu alan öğrencinin çözümünü bile kontrol ediyor. Böylece sınıfı matematikte başarılı olanlar olamayanlar diye ikiye bölmek veya öğrencileri akıllı/yaramaz diye etiketlemek yerine herkesin bir şekilde birbirine katkı sağlayabileceği bir ortam oluşturmuş oluyorsunuz.

Sağlıklı geri bildirimler de bulunarak da öğrencinin kendisini geliştirmesine katkı sağlayabilirsiniz. Bir öğrencim çok kötü bir şekilde not tutuyordu. Ona her cuma defterini kontrol edeceğimi ve kendisiyle beraber bir önceki hafta ile bu haftaki not tutma şeklini benimle beraber karşılaştırıp aradaki farkı inceleyeceğimizi söyledim. Elde ettiğim sonuç yazarken renkli kalemler kullanıp, deftere tablo çizerken cetvel kullanmaya kadar ilerledi 🙂

Bazen zor olduğunu düşündüğünüz öğrencilerle beraber beklentilerinizi belirlemeniz de çok işe yarayabilir. Bir öğrencim çalışmalarını çok özensiz bir şekilde tamamlıyordu. Kendisi ile ortaya güzel bir çalışma çıkartması için hangi adımları takip etmesi gerektiğini ve kendi çalışmasının hangi yönlerini geliştirmesi gerektiğini sordum. Bu adımları belirledikten sonra öğrencim bu çalışmanın gelişi güzel değil de öğrenmeye katkı sağlayacak şekilde tamamlanması için hangi adımların takip edilmesi gerektiğini sınıfta arkadaşlarına anlattı. Hatta buna benzer şekilde sınıf kurallarını belirleme sürecine de öğrencilerinizi dahil edebilirsiniz.

Sınıfta uyguladığım yöntemlerden biride “metaforları kullanmak”. Örneğin ders başlamadan önce öğrencilerden aynı anda “beyinlerindeki matematik modunu açmalarını” istemem. Bunu söylediğim anda hepsi ellerini kafasına götürüp kilit açar gibi ellerini çeviriyorlar. Bunun anlamı “beynim matematik dersine odaklandı şu andan itibaren matematik dersi dışında başka hiç bir şey düşünemem” demek. Eğer açamayan yani ders dışında bir şey ile ilgilenenler olursa Ms Hamide bu öğrencinin doğru seçim yapmasına yardımcı olmak için rehber öğretmeniyle görüşecek. Bu yöntemi öğrencilere tanıtırken bunu vurgulamanız önemli.

Öğrenciyle konuşurken kendimizi nasıl ifade ettiğimize ve seçtiğimiz kelimelere de dikkat etmek gerekiyor. Ders esnasında bir öğrencinin yerini değiştirmek istediğimizde bunu öğrenciyi azarlamak  veya “kalk, şuraya geç” demek yerine “Şu anda senin yerini değiştireceğim ama bu senin kendini kötü hissetmen için değil sadece bir öğretmen olarak senin dersime katıldığını görmek istiyorum ve bu nedenle de seni en önde oturtacağım”. Ya da derste elektronik cihazını uygun şekilde kullanmayan bir öğrenci gördüğünüz zaman “Şu anda elektronik cihazını alıp masama koyacağım ama bunu seni cezalandırmak için yapmıyorum. Burada kim oturursa bu elektronik cihaz o kişinin dikkatini dağıtacak. Öğretmen olarak senin bu ders saatini verimli bir şekilde kullanmanı istiyorum.” gibi. O zaman öğrencilerin çoğunun hayır demesini, savunmaya geçmesini veya ters cevap vermesini engellemiş oluyorsunuz.

Benim öğrencilerle konuşurken en sık kullandığım kelimeler “Teşekkür ederim”. Bunu değerli bir öğretmen arkadaşımdan öğrendim ve gerçekten de çok işe yarıyor. Mesela sınıfta koşan bir öğrenci gördüğünüz de “Yürüdüğün için teşekkür ederim”, dersi dinlemeyen bir öğrenciniz olduğu zaman “Dersi dinlediğin için teşekkür ederim” veya bir öğrencinin dersle ilgilenmediğini gördüğünüz zaman “Problemi çözmeye çalıştığın için teşekkür ederim” gibi. Bu yöntemi sevmemin nedenlerinden biri ders esnasında öğrenciyi rencide etmeden uyarabiliyor ve ne yapması gerektiği konusunda kibarca öğrenciyi uyarabiliyorsunuz.

Öğrencilerle iletişim halindeyken en çok kullandığım diğer bir kelime ise “seçim” dir. Öğrencilere sınıf kurallarından ve sınıf kurallarına uyulmaması durumunda uygulanacak olan sonuçlardan bahsederken “doğru seçim” ve “doğru olmayan seçim” kelimelerini vurgulayın. Mesela “Eğer sınıfta arkadaşlarınızla alay ederseniz bu doğru olmayan bir seçim olacaktır. Ben öğretmen olarak size doğru seçim yapma konusunda rehberlik edeceğim. Hatta gerekirse size yardımcı olmak için rehber öğretmeniyle iletişime geçeceğim. O zaman doğru olmayan bir seçim yapmanın sonucu olarak bir form dolduracaksınız. Bu formu benim size doldurttuğumu düşünmeyin ve bu konuda bana kızmayın. Doğru olmayan seçim yaptığınızda sonucun böyle olacağını biliyordunuz ve bunu siz seçtiniz.” gibi. 

Son olarak tanıtacağım yöntemin ismi ise “SABIR”. Defalarca  uyarılmasına rağmen dersi dinlemeyen, derse katılmak istemeyen hatta öğretmene ters cevap veren öğrenci ile karşılaştığımız zaman öğrencinin adını yüksek bir şekilde söylemek, arkadaşlarının önünde azarlamak, öğrenciyi sınıftan dışarı atmak inanın sadece öğrenciyi öfkelendirecek ve öğrenciyle aranızdaki ilişkiyi olumsuz yönde etkileyecektir. Gelişimine herhangi bir katkısı olmayacaktır. Sonuçta karşınızdaki kişi hala gelişimini tamamlamamış, doğru ile yanlışı ayırt edemeyen ve bu konuda bizim yardımımıza ihtiyacı olan öğrenci. Bu nedenle bu gibi durumlarda olayı kesinlikle kişiselleştirmemek gerekir. Davranışlarını düzeltmesi konusunda öğrenciyle iletişime geçerken öğrencinin görevimizin onun gelişimine katkıda bulunmak olduğunu ve ona yardımcı olmaya çalıştığımızı anlamasını sağlamamız gerekiyor.

Öğrencilerimiz farklı öz geçmiş ile sınıfımıza geldiği için derste doğru seçim yapmayıp uygun şekilde davranmamalarının altında çok farklı sebepler olabilir. Matematik bilgisinin tam olmamasının yanı sıra ailevi sorunlar olabilir, kendisini çok etkileyen kötü bir olay atlatmış, kendisine önceden hiç kimse yol göstermemiş olabilir. Bu nedenle sınıfta arkadaşıyla alay eden iki öğrenciden birine uyguladığımız bir yöntem işe yararken diğerin de işe yaramayabilir. Öğretmen olarak bizim görevimiz dersteki öğrenme ortamını bozacak hiç bir davranışı görmezden gelmemek ve bunu ortadan kaldırmak için doğru yöntemleri uygulayabilmektir.

Ben de tecrübesi çok olmayan ve hala kendini geliştirmekte olan bir öğretmen olarak öğrencilerimin gelişime katkıda bulunduğum en ufak değişim bile beni çok mutlu ediyor. Özellikle mesleğe yeni başlayan veya benim gibi tecrübesi çok olmayan öğretmen arkadaşlarım için öğrencilerimin gelişimine az ya da çok nasıl katkıda bulunduğumu anlattığım bu yazının yararlı olacağını düşünüyorum. Eğer öğrencilerinize doğru seçimleri nasıl yaptırdığınıza veya öğrencilerin okulda öğrendiklerini hayata nasıl taşıdıklarına dair kullandığınız farklı yöntemleriniz varsa lütfen bizimle paylaşınız. Duymaya ve öğrenmemeye ihtiyacımız var !

İyi hafta sonları dilerim,

Hamide Akkoca

vexrobotics
TEILEN
Önceki İçerikMatematik Dersinde Hata Yapmanın Hayati Önemi
1990 yılında Mersin' in Tarsus ilçesinde doğdu. 2012 yılında Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü' nü tamamlayarak lisans, 2014 yılında Bilkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü' nde MA in Curriculum and Instruction with Teaching Certificate programını tamamlayarak yüksek lisans derecesini aldı. Lisans ve yüksek lisans dönemi boyunca yurt içi ve yurt dışında çeşitli okullarda öğretmenlik deneyimini elde etti. Matematik öğretmeni olarak görevine devam etmektedir.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here