PISA 2012 SONUÇLARINDAN ÖĞRENDİKLERİMİZ

1
3133


64 ülkenin katıldığı PISA 2012‘ de 42. olan Türkiye PISA 2015‘ te 76 ülke arasında 41. sırada yer almıştır. İyi haber: PISA 2012′ de Türkiye’ nin matematik, fen ve okuma alanlarında puanları yükseldi. Daha iyisi için ne yapılabileceği bu yazıda.

Uluslararası karşılaştırmalar hiç kolay olmamıştır ve mükemmel değildir. Ama PISA (The Programme For International Student Assessment/Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Platformu) eğitimde neyin mümkün olacağını gösteriyor ve eğitimin dünya liderleri tarafından ortaya konulan eğitim olanaklarının ve sonuçların aynasında ülkelerin kendilerini görmelerini sağlıyor. Ülkelerin PISA’ daki göreceli konumlarının aslında sosyal ve kültürel faktörleri yansıttığını iddia edenler bile şimdi eğitimde ilerlemenin mümkün olduğunu kabullenmeliler. Matematikte Brezilya, Meksika, Tunus ve Türkiye alt sıralardan yukarılara yükseldi; İtalya, Portekiz ve Rusya Federasyonu OECD (The Organization for Economic Co-operation and Development/Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) ortalamasına yetişti ya da ortalamanın çok yakınlarına kadar yükseldi; Almanya ve Polonya ortalamadan iyiye yükseldi ve Şangay-Çin iyiden mükemmele çıktı. Aslına bakarsanız katılan 65 ülkeden 40′ ı PISA’ daki üç dersten en az birinde daha iyiye gittiklerini gördü. Bu ülkeler kültürlerini ya da farklı bireylerden oluşan popülasyonlarını değiştirmedi, ne eğitim politikalarını ne de uygulamalarını değiştirdi.

Bu yılın PISA değerlendirmesinde matematiğe odaklandık. Her sene, OECD ülkeleri okullardaki matematik eğitimi için 200 milyar eurodan fazla harcamaktadır ama hala insanların yetersiz matematik becerileri onların daha iyi para veren ya da daha karlı işlerde çalışmalarını feci bir şekilde kısıtlamaktadır ve toplu olarak değerlendirildiğinde matematik becerilerinin dağılımındaki eşitsizlik ulusların varlıklarını nasıl paylaştıklarıyla yakından ilgilidir.

PISA 2012 Değerlendirmesi ülkelerin boğuştuğu ekonomik kriz sonrasına denk geldi – bu daha fazla insana daha iyi yetenekler kazandırmak amacıyla işbirliği yapma, rekabet etme ve ekonomimizi daha ileriye götürecek, iş bulma olasılığını arttıracak ve sosyal eşitsizliği azaltacak şekilde bağlantı kurma konusunda acele etmeyi gerektiren bir zamandı.

Eğitimdeki zorlukların büyük bir kısmı dikkatleri başarısızlığa çekmekten ileri gelir. Ülkeler arasında hemen hemen 15 yaşındaki 4 kişiden biri öğrencilerin biraz daha fazla temel algoritmaları kullandıkları ya da tam sayıları içeren işlemleri yaptıkları, PISA matematik yeterliliğinde en alt seviye olan, Seviye 2′ ye bile ulaşmadı. Ama bu Kanada’ da, Kore’ de Şangay-Çin’ de ve Singapur’ da on öğrenciden biri ya da daha az. Bir tahmine göre, OECD bölgesinde 15 yaşında olanların hepsi PISA matematikte en az Seviye 2′ de olsaydı iş yaşamlarında ekonomiye ek olarak 200 trilyon ABD Doları katkıda bulunurlardı. Bu gibi tahminler hiçbir zaman tam olarak kesin olmasa da gelişmenin maliyetin belli miktarda azalmasına yararı olacağı ileri sürebilir. Bu konunun bir kısmı sosyal açıdan dezavantajlı yaşayan öğrenciler hakkında yanıltıyor ve birçok okul sistemleri bu dezavantajı arttırmaktadır. PISA’ ya göre avantajlı ya da dezavantajlı okullar özellikle öğretmen eksikliği seviyesi bakımından büyük farklılıklar göstermektedir. En zor sınıfları en yetenekli öğretmenler ve okul liderleri için cazibeli hale getirme ilerlemeyi sağlayacak olan çözümdür. Aslına bakarsınız, PISA daha başarılı olan ülkelerin eğitsel kaynaklarını avantajlı ve dezavantajlı okullara eşit şekilde bölüştürdüğünü bulmuştur.

Tüm öğrencilerin başarılı olacağına inanma ve eğitimle ilgilenen herkesi bu konuda istekli yapma – öğrenciler de buna dahildir, mesela öğretirken kullanılan uygulamalarda öğrencilerden geri bildirim isteyerek iletişim kurmak gibi – başarılı okul sistemlerinin başka bir ayırt edici özelliğidir. PISA’ nın yeni sonuçları velilerinin kendilerinden beklentisi yüksek olan öğrencilerin matematiği öğrenirken daha çok sabır gösterme, daha fazla iç motivasyona sahip olma ve matematik problemlerini çözerken kendi yeteneklerine daha fazla güvenme eğiliminde olduklarını gösterdi.

Ama okul sistemlerinin zorlandıkları sadece fakir mahallelerdeki fakir çocuklar değil, bir sürü fakir mahalledeki bir sürü fakir çocuk. Amerikalı öğrencilerin sadece % 2′ si kavramsallaştırabileceklerini, genelleme yapabileceklerini, araştırdıkları matematiği kullanabileceklerini, bildiklerini farklı alanlarda uygulayabileceklerini göstererek matematikte yüksek performans sergiledi. Buna karşın OECD’ de ortalama %3 ve Şangay-Çin’ de yüksek performans gösteren öğrencilerin oranı %31′ e kadar çıkıyor. Dünya ekonomisi mükemmellik için durmadan artan primler ödeyecek ve Hong Kong, Çin ve Kore gibi başarılı ülkeler ile İtalya, Portekiz ve Rusya Federasyonu gibi düşük performanslı ülkeler de dahil olmak üzere birkaç ülke okullarda başarılı olanların payının nasıl önemli derecede arttığını gösterdi. Mükemmelliği arttırarak eşitlik konusunda gelişme kaydetmenin çelişkili politika hedefleri olarak görülmemesi önemli. Aslında 2003′ ten bu yana matematik performanslarını önemli derecede arttıran 13 ülkeden 3′ ü eğitimde eşitlik konusunda gelişme gösterdi ve diğer dokuz ülke eşitliği yüksek seviyede tutmaya devam ederken matematik performanslarını arttırdılar.

Elbette, sonuçların yükseldiğini söylemek sonuçları yükseltmekten daha zordur. Mevcut durumu savunan bir sürü kişi var ve gerçek değişimi sağlamak için ülkelerin düşünmeye ve uygulamaya cesaret etmeleri lazım. Açıkçası, okul sistemlerini kökten kopyala yapıştır yapamayız. Ama PISA dünyanın en başarılı okul sitemlerinin bir takım teşvik edici özelliklerini ortaya çıkardı.

Herkes eğitimin önemli olduğuna katılır. Ama diğer öncelikler karşısında eğitim ağır bastığında sınav gelir. Ülkelerin öğretmenlerine ne kadar ödedikleri diğer beceri gerektiren işler ile karşılaştırılır. Çocuğunuzun bir avukat olmasından ise bir öğretmen olmasını ister miydiniz? Medya öğretmenlerden nasıl bahseder? Bizim PISA’ dan öğrendiğimiz başarılı okul sistemlerindeki liderlerin tüketmekten daha çok eğitime, geleceklerine değer vermelerini seçmeleri konusunda vatandaşlarını ikna etmesidir.

Ama eğitime çok değer vermek denklemin sadece bir parçası. Diğer parça tüm çocukların başarabileceğine olan inançtır. Bazı ülkelerdeki öğrencilerin sürekli olarak başarının doğuştan gelen bir zekanın değil de çalışmanın bir ürünü olduğuna inanması gerçeği eğitimin ve eğitimle ilgili tüm sosyal unsurların eğitimde başarıyı arttıran değerleri aşılamada fark yaratacağını ileri sürüyor. Geçmişte farklı öğrenciler aynı şekilde öğretildiler. Bugünün zirvedeki okul sistemleri farklılaştırılmış öğretim teknikleriyle bu farklılıkları kabul ediyor; sıradan öğrencilerin olağanüstü yetenekleri olabileceğini fark ettiler ve eğitsel deneyimleri kişiselleştirdiler. Başarılı okul sistemleri herkesi ilgilendiren anlaşılabilir ve gayret gerektiren standartları da paylaşırlar. Herkes verilen becerileri almak için neyin gerekli olduğunu bilir. Bu PISA’ nın sistem-seviyesinin en güçlü öngörücüsüdür.

Ve hiçbir yerde bir okul sisteminin kalitesi onun öğretmenlerinin kalitesini geçemez. Zirvedeki okul sistemleri çalışanlarını nasıl seçeceğine ve nasıl eğiteceğine çok önem verir. Zorlanan öğretmenlerin performanslarını nasıl arttırdıklarına ve ödemelerini nasıl yapacaklarına dikkat ederler. Öğretmenlerin uygulamalar yapmak için birlikte çalışacakları bir ortam sağlarlar. Ve nereye yatırım yapacaklarına karar verirken, sınıf büyüklüğünü de göz önünde bulundurarak öğretmen kalitesine öncelik verirler. Özellikle, zekice yollarla öğretmenlerin kariyerlerinde ilerlemelerini sağlarlar.

Başarılı olanlar idari kontrolden ve idareye olan mesuliyetinden mesuliyetin ve iş örgütlenmesinin profesyonel formlarına geçiş yaparlar. Öğretmenlerini eğitim bilimindeki yenilikleri ileriye götürmeleri, kendi ve iş arkadaşlarının performanslarını geliştirmeleri ve daha güçlü eğitim uygulamalarıyla sonuçlanan profesyonel gelişimleri takip etmeleri için desteklerler. Geçmişte hedef standardizasyon ve kabullenmeydi şimdi ise başarılı olan ülkeler yeni fikirler üretmeleri için öğretmenlere olanak sağlıyor. Geçmişte kullanılan yöntem eğitim vermeye odaklanmıştı ama bugünün zirvedeki okul sistemleri inovasyon ağlarını oluşturma konusunda yukarıya bürokrasiye bakmaktan çok dışarıya bir sonraki öğretmene bir sonraki okula bakmaya yöneliyor ki bu da sonuçlara yansıyor.

Belki de birinci sınıf okul sistemlerinin yaptığı en önemli şey her öğrenci yararlansın diye tüm okul sistemine yüksek kalitede eğitim verilmesidir. Genel olarak, Finlandiya önceki değerlendirmelerde olduğu kadar etkileyeci bir sonuç ortaya çıkarmadı, ama Finlandiya’ yı hala özel yapan öğrenciler arasında performans farklılığının sadece %6′ sı okul farkından kaynaklanmaktadır. Başka bir deyişle, her okul başarır.

Sonuncu ama bir o kadar da önemli olan ise başarılı sistemler ilkeleri ve uygulamaları sistemin tüm yönlerini düşünerekten sıralarlar, uzun süreli dönemler boyunca onları anlaşılır yaparlar ve onların sürekli olarak uygulandığını görürler.

Elbette bu ilke ve uygulamaların her yer de herkes için işe yarayan tek bir kombinasyonu yoktur. Her ülke gelişime açık olmalıdır hatta zirvede olanlar bile. Bu OECD’ nin eğitim durumu üzerine olan raporu dünya genelinde üç yılda bir yayınlama nedenidir: en iyi ilke ve uygulamaları kanıtlarıyla paylaşmak ve ülkelerin tüm öğrenciler için mümkün olan en iyi eğitimi vermeleri için zamanında ve hedeflenen desteği onlara sağlamaktır. Yüksek seviyede genç istihtamı, eşitsizliğin artması, önemli derecede cinsiyet ayrımı ve birçok ülkenin daha çok gelişmesine duyulan acil ihtiyaç, kaybedecek hiç zamanımız yok.

vexrobotics
TEILEN
Önceki İçerikTürkiye’de Matematik Eğitimcisi Olmak..
Sonraki İçerikMicrosoft Mathematics’i Keşfedin
1990 yılında Mersin' in Tarsus ilçesinde doğdu. 2012 yılında Çukurova Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü' nü tamamlayarak lisans, 2014 yılında Bilkent Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü' nde MA in Curriculum and Instruction with Teaching Certificate programını tamamlayarak yüksek lisans derecesini aldı. Lisans ve yüksek lisans dönemi boyunca yurt içi ve yurt dışında çeşitli okullarda öğretmenlik deneyimini elde etti. Matematik öğretmeni olarak görevine devam etmektedir.

1 YORUM

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.