Ana Sayfa Yazarlar Yazar: MUSTAFA YAĞCI

MUSTAFA YAĞCI

1 İÇERİKLER 0 YORUMLAR
20.07.1975’te Ankara’da doğmuşum. Temmuz doğumlu olmam sebebiyle doğumgünlerini okul arkadaşlarıyla toplu olarak kutlayamayanlardanım. 3 yaşıma kadar beni Erzurum’daki teyzem büyütmüş. Babam Sivas, annem Erzurumlu olmasına rağmen, büyümemin kalan kısmı artık memleketimiz dediğimiz Adana’da gerçekleşmiş. 5-6 yaş dönemim darbe zamanlarına denk düştüğünden sokakta koşup oynayan bir çocukluğum olmadı. Belki de iyi oldu. Mahallenin adı 'Melekgirmez'di, artık gerisini siz anlayın... Evde kalmanın sıkıntısından olacak ki, daha ilkokula gitmeden okuma yazmayı sökmüş, İstiklal Marşı’nın 10 kıtasını da hıfzetmiş, 67 ilin (o zamanlar 67 taneydi) plaka numaralarını su gibi bilen, kerrat cetvelini yemiş içmiş yutmuş bir çocuktum. Her ne kadar öyle düşünenleri yanıltsam da, bunlar ‘Adam olacak çocuk’ sanılmamın sebepleriydi belki de. İlkokulu Adana’da hemen evimizin karşısında olan Kazım Karabekir İlkokulu’nda okudum. Orayı okul birincisi olarak tamamladıktan sonra İstanbul’a özel bir koleje yatılı olarak gittim. İngilizce hazırlık sınıfını bitirdikten sonra, 11 yaşında gurbet zor gelmiş olacak ki, kendi isteğimle tekrar Adana’ya döndüm. Özel Adana Koleji’ne yazıldım. Orta 1’i okul birincisi, Orta 2’yi okul ikincisi olarak tamamladım ama Orta 3’te takdir belgesini bile kıl payı aldım. Derslerimde bariz bir düşüş başlamıştı. Bununla birlikte, gözüm açılmış, isyankar ve oldukça haşarı bir çocuk olmuştum. Neyse ki, bu dönem çok uzamadan, aklımda kalan bilgi kırıntılarıyla İstanbul Özel Fatih Erkek Fen Lisesi’ni kazandım. Derslerim tekrar rayına oturmuştu ama yaramazlıktan ödün vermemiştim. Disipline gitme nedenlerimin biri, üstünde ‘Fatih Fen Lisesi Geometri Uzmanı’ yazan kartvizit bastırmış olmamdı. Yaşım daha 15. Okul adını kullanarak menfaat sağlayabileceğim sonucuna ulaşmışlar. Şaka yapıyor olabilir diyen çıkmamış! Lise 2’nin ilk yarısına kadar dayanabildiler ve ordan atıldım. Lise 2’nin ikinci yarısı için İzmir Özel Yamanlar Erkek Fen Lisesi’ne gönderildim. Ordan da yarım dönemde atılarak, Lise 3’ü okumak üzere Adana’ya Özel Çukurova Bilfen Lisesi’ne geldim. Şu anki eşim olan Demet Baykara’yla orada tanıştım. Ben tek tercihle ODTÜ Matematik Bölümü’nü, o da son tercihi ve tek Ankara tercihi olan Hacettepe Matematik Bölümü’nü kazandı. Ben şans diyeyim, siz kader deyin, ama bunların biri sayesinde ilişkimiz kopmadan devam etti. O, olması gerektiği gibi derslerini çalışırken, ben, olmaması gerektiği gibi günlerimi okulun bilardo salonunda geçiriyordum. Gururla söylüyorum ki ODTÜ’deki her senemde Üç Bant Şampiyonu ben oldum! :) Fakat bilardo bir öğrenci için pahalı bir spordu. 'Şampiyonunda bile bu göbek varsa, bilardo spor değildir!' diyenlere aldırmıyordum ama para kazanmalıydım. Özel ders vermek isteyen her öğrenci gibi ‘ODTÜ’lüden Matematik ve İngilizce dersi’ şeklinde hazırladığımız ilanları gece yarıları çıkıp otobüs duraklarına asarak ve gazeteye ilan vererek bir-iki ilk veya ortaokul talebesine özel ders vermeye başladım. Beğenilmiş olacak ki sonraları bir iki rakamları üçe beşe, daha sonraları da dokuza ona çıktı. Ben bırakmak istesem onlar beni bırakmadı ve bu sayede hayat boyu ne yapacağım okul yıllarından belli oldu. Sırada vatani hizmet vardı fakat yaşımla birlikte göbeğim de büyüdüğünden beni askere almadılar. Çürükmüşüm! Ağırıma gitti desem yalan olur :) Yine de hatırısayılacak kadar zayıfladım. Öyle ya, kız istemeye gittiğimde de ‘çürüksün’ derlerse, vay halime! 2000 senesinde Demet ile evlendik. 2003’te Neslihan, 2007’de Ceylin adında (ikisi de 13 Ocak’ta doğan) iki kızımız, 2009’da da Kerem Tales adını verdiğimiz haylaz bir oğlumuz oldu. Sayıyı üçe tamamlayarak RTE'den azar işitmeyeceğimizin rahatlığıyla geçinip gidiyoruz. O zamanlar çok kızsam da sonradan yerden göğe haklı olduğunu anladığım babamın emriyle (!) özel ders verme işine, Ankara’dan dönerek, Adana’da başladım. Adanalıların genelde her şeyi abartmasına ilk defa çok sevinmiştim; iki haftada 80 tane öğrencim olmuştu. Artık derslerimi öğrencinin evine giderek ve birer birer vermiyor, kiraladığım bir evde dörtlü-beşli gruplara veriyordum. Yaklaşık 7 sene günde ortalama 16 saat ders verdim. Her konuyu günde 5-6 kere anlatınca temel matematiğim adamakıllı oturmuştu. Sonraları bilgisayarı oyun oynama ve film seyretme aleti olmaktan çıkarıp matematik ve geometri sitelerine dadandım. Diyebilirim ki 7-8 sene güneşi görmeden yatmadım. Buradaki abartma sene sayısında değil, yatma saatindedir :) Çok ama çok düşündüm, yazdım, çizdim, paylaştım. O ana kadar çözülememiş sorulardan birkaçını çözünce de onları yayımlama gereği duydum. Her parmak Matematik Dünyası Dergisi’ni gösteriyordu. Editörü olan Prof. Dr. Ali Nesin’e çekinerek yazdım, ve ilk yazımın yayımlanmasıyla MD yazar kadrosunda yerimi almıştım. 3-4 sene aralıksız Matematik Dünyası Dergisi’ne yazdım. Diğer yandan da ders sonu öğrencilerime verme maksadıyla notlar yazıyordum. Ufak ufak da bilgisayara geçirip web sitemde yayınlıyordum. Bir gün, Gelişim Yayınları’ndan ders notlarımın telifini satın almak istediklerine dair bir mesaj aldım ve doğru Ankara’ya gittim. Ali hocamın tavsiyesiyle, notlarımın telif hakkını sadece üç yıllığına Gelişim Yayınları’na verdim. O tavsiye olmasa büyük ihtimal şimdi dizimi dövüyordum! O süreden sonra da telif hakları bende kalmak üzere Altın Nokta Yayınevi’nden kendi adımla bastırmaya devam ettim. Notların içeriğini değil ama görsel olarak amatörlüğünü bu yayınevi sayesinde aştık. Şimdi herbiriyle övündüğüm MY MAT 1, MY MAT 2, MY MAT 3, MY GEO 1, MY GEO 2 ve MY GEO 3 adında altı tane Üniversiteye Giriş Sınavları’na hazırlık kitabım var. Onlar bir yandan halka dağılırken, kışları Adana’da kendi ofisimde, yazları da yine Ali hoca’nın 2007’de Şirince’de kurmuş olduğu Nesin Matematik Köyü’nde 2008’den beri liselilere ve lise matematik öğretmenlerine dersler vermekteyim. (Doğumgünlerim ancak böyle kutlanıyor!) Hayat şimdilik böyle seyrediyor, ilerde ne olacak, kimbilir?!

POPÜLER YAZILAR

Secured By miniOrange